Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten AP Raportörüne Sert Tepki: “Türk Mahkemelerine Kimse Parmak Sallayamaz”

Türkiye gündemi, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davalar ve bu davaların zamanlamasına yönelik uluslararası açıklamalarla hareketlendi. Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un, İmamoğlu’nun üç farklı duruşmasının aynı güne denk gelmesini eleştirmesi üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten çok sert bir yanıt geldi. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Türk yargısının bağımsızlığına vurgu yaparak dış müdahale girişimlerini kesin bir dille reddetti.

Türkiye gündemi, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı

Türkiye gündemi, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davalar ve bu davaların zamanlamasına yönelik uluslararası açıklamalarla hareketlendi. Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un, İmamoğlu’nun üç farklı duruşmasının aynı güne denk gelmesini eleştirmesi üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten çok sert bir yanıt geldi. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Türk yargısının bağımsızlığına vurgu yaparak dış müdahale girişimlerini kesin bir dille reddetti.

AP Raportörü Amor ne demişti? Duruşma Zamanlaması Tartışması

Gündemi sarsan tartışmanın fitili, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un yaptığı açıklamalarla ateşlendi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üç ayrı davasına ait duruşmaların aynı takvim gününe planlanmasını eleştiren Amor, bu durumun tesadüf olamayacağını iddia etti.

Amor, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Aynı kişinin üç ayrı davada, tam da aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması sıradan bir tesadüf olarak nitelendirilemez. İstatistiksel açıdan bakıldığında, böyle bir durumun bağımsız ve işleyen bir yargı sisteminde kendiliğinden gerçekleşmesi neredeyse imkansızdır” ifadelerini kullanarak Türk yargı sisteminin işleyişine yönelik soru işaretleri barındıran bir çıkışta bulundu.

Bakan Gürlek: “Türk Yargısını Siyasi Baskı Altına Alma Çabası Kabul Edilemez”

Avrupa yetkilisinin bu iddialarına kabinenin adalet kanadından gecikmeden ve oldukça net bir tonla yanıt geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen bir hukuk devleti olduğunun altını çizerek, yargı yetkisinin yalnızca Türk milleti adına hareket eden bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından kullanılacağını hatırlattı.

Bakan Gürlek, uluslararası çevrelerin Türkiye’deki hukuki süreçleri takip etmesini demokratik bir şeffaflık göstergesi olarak gördüklerini belirtirken, bu takibin bir müdahale zeminine dönüştürülmesine tepki gösterdi. Gürlek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Devam eden yargılamalar hakkında, adeta mahkeme kapılarında kesin hüküm verircesine fevri açıklamalar yapılması, Türk yargısını doğrudan hedef alan bir yaklaşımdır. Bu tarz söylemler, hukuki süreçleri siyasi baskı altına almaya çalışan ve asla kabul edilmesi mümkün olmayan bir tutumu yansıtmaktadır.”

“Yabancı Parlamenterlerin Siyasi Ajandalarına Göre Karar Verilmez”

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türk mahkemelerinin işleyiş kurallarını ve referans noktalarını hatırlatarak uluslararası kamuoyuna sınırları çizdi. Türkiye’de adalet mekanizmasının yabancı aktörlerin veya lobilerin beklentilerine göre şekillenmeyeceğini belirten Bakan Gürlek, kararların sadece ve sadece anayasal sınırlar içinde verileceğini söyledi.

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yayımladığı mesajda eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: “Türkiye’nin yürütmekte olduğu yargı süreçleri; yabancı parlamenterlerin şahsi ya da kurumsal siyasi ajandalarına, ideolojik beklentilerine veya küresel lobi faaliyetlerinin yönlendirmelerine göre değil; yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, yürürlükteki kanunlara, dava dosyalarında yer alan somut delillere ve bağımsız mahkemelerin hukuki takdir yetkisine göre ilerler.”

“Kimse İç İşlerimize Müdahale Etmeye Kalkmasın”

Açıklamasının son bölümünde tonunu daha da sertleştiren Adalet Bakanı, Türkiye’nin egemenlik haklarına ve milli iradeye yönelik vurgularını netleştirdi. Dışarıdan gelecek hiçbir telkini veya baskıyı kabul etmeyeceklerini söyleyen Gürlek, mesajını şu güçlü cümlelerle noktaladı:

“Buradan tüm uluslararası kamuoyuna açıkça ve kararlılıkla ifade etmek istiyorum: Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz. Hiç kimse devam eden yargılamaları kendi çıkarları doğrultusunda etkilemeye, Türk yargı teşkilatını baskı altına almaya ve ülkemizin iç işlerine müdahale etmeye kalkışamaz. Türkiye Cumhuriyeti, kendi hukukunu eksiksiz bir şekilde işletecek kudrete, köklü demokrasisini her türlü müdahaleden koruyacak iradeye ve kendi geleceğini bağımsızca tayin edecek egemenliğe sahip büyük bir devlettir. Milli irademizi ve hukuk devletimizi hedef alan hiçbir siyasi ajandaya asla geçit vermeyeceğiz.”

Siyaset ve Yargı Dünyasında Yankıları Sürüyor

Ekrem İmamoğlu’nun duruşma takvimi üzerinden başlayan bu uluslararası gerilim, iç siyasette de geniş bir yankı uyandırdı. Sosyal medyada ve hukuk çevrelerinde, yargının bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı ve dış müdahale sınırları gibi başlıklar altında çok sayıda farklı yorum yapılıyor. Bir kesim yabancı yetkililerin açıklamalarını iç işlerine müdahale olarak nitelendirip Bakan Gürlek’e hak verirken, bir diğer kesim ise duruşmaların aynı güne toplanmasının pratik ve hukuki gerekçelerinin kamuoyuna daha detaylı anlatılması gerektiği fikrini savunuyor. Önümüzdeki günlerde davaların seyrinin ve bu doğrultuda yapılacak açıklamaların siyasetin sıcak başlıkları arasında kalmaya devam edeceği öngörülüyor.