Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam

Erbil-Bağdat Hattında ‘Zorunlu’ Petrol Barışı

Düğüm gerçekten çözüldü mü?

Düğüm gerçekten çözüldü mü?

Erbil-Bağdat Hattında ‘Zorunlu’ Petrol Barışı: Düğüm Gerçekten Çözüldü mü?

Aylardır yılan hikayesine dönen, Türkiye’nin de enerji jeopolitiği açısından yakından takip ettiği Irak petrolünün Ceyhan Limanı üzerinden dünya pazarlarına açılması meselesinde nihayet sular durulmuş görünüyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani, Bağdat ile anlaştıklarını ve petrol ihracatının en kısa sürede yeniden başlayacağını duyurdu.

Ancak Barzani’nin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamadaki satır araları, bu mutabakatın kalıcı bir çözümden ziyade, ekonomik bir “imdat freni” olduğuna işaret ediyor.

Barzani’nin uzlaşma gerekçesi olarak sunduğu “Ülkenin karşı karşıya kaldığı olağanüstü şartlar ve ağır durumu aşma” ifadeleri, aslında meselenin özeti. Bu diplomatik cümlenin reel politikadaki tercümesi oldukça net: Hem merkezi hükümetin hem de bölgesel yönetimin tahammül sınırlarını aşan devasa bir gelir kaybı ve ekonomik daralma. Yani ortada uzun vadeli bir enerji vizyonu ortaklığından ziyade, her iki tarafı da mali krizin eşiğinden döndürmek için masaya oturtan ‘zorunlu’ bir rasyonel adım var.

Hatırlamakta fayda var; daha düne kadar Bağdat yönetimi, Ceyhan üzerinden yapılacak ihracatın önündeki asıl engel olarak Erbil’in öne sürdüğü “kabul edilemez şartları” gösteriyordu. Erbil ise merkezi hükümetin planladığı ihraç miktarının, diğer yollardan gönderilen petrolü telafi etmeyeceğini savunuyordu. Karşılıklı suçlamalarla kilitlenen bu sürecin bir anda çözülmüş gibi görünmesi elbette bölge için olumlu.

Fakat Barzani’nin açıklamasının devamında yer alan talepler, asıl pazarlığın şimdi başlayacağını gösteriyor. IKBY üzerindeki ticaret kısıtlamalarının kaldırılması ve özellikle “petrol ve doğalgaz şirketlerinin güvenli bir ortamda üretime devam edebilmeleri için gerekli garantilerin sağlanması” vurgusu kritik. Yabancı enerji şirketlerinin geçmişte yaşadığı tahsilat ve hukuki statü krizleri çözülmeden, sadece vanaları açmanın kalıcı bir istikrar getirmeyeceği biliniyor.

Sonuç olarak; Irak petrolünün yeniden Kuzey Irak ve Türkiye üzerinden akmaya başlaması, bölge ekonomisine şüphesiz derin bir nefes aldıracaktır. Ancak yıllardır Erbil ile Bağdat arasında bir güç, bütçe ve egemenlik savaşına dönüşen enerji denkleminin tek bir mutabakatla tamamen pürüzsüz hale geldiğini düşünmek fazla iyimserlik olur. Vanalar şimdilik açılıyor; fakat bu akışın sürekliliğini, kapalı kapılar ardında verilecek “garantiler” ve tarafların birbirine ne kadar tahammül edebileceği belirleyecek