Dervişoğlu’ndan Tarihi Uyarı: “İran’ın Çöküşünü Alkışlamak, Bölgeyi Cehenneme Çevirmektir”
Ankara – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında dış politika ve ekonomi üzerine ezber bozan bir konuşma yaptı. Ortadoğu’da ABD, İsrail ve İran ekseninde tırmanan sıcak çatışmaları değerlendiren Dervişoğlu, meseleye sadece dış politika penceresinden değil; enerji, gıda güvenliği ve devletin kurumsal kapasitesi üzerinden, tam bir “milli beka” vizyonuyla yaklaştı.
Dervişoğlu’nun mesajlarının merkezinde, hükümetin krizlere karşı hazırlıksızlığı ve günübirlik hamaset siyaseti yer aldı.
“Rejimi Sevmeyebiliriz Ancak Çöküşü Türkiye İçin Yıkım Olur”
Bölgedeki çatışmaların Türkiye’yi teğet geçmeyeceğini vurgulayan Dervişoğlu, diplomasi ve uluslararası ilişkilerde duygusallığa yer olmadığını, “devlet aklının” gerçekçi senaryolar üzerine kurulması gerektiğini belirtti. İran’daki molla rejiminin kendi halkına yaşattığı baskılara ve yoksulluğa dikkat çeken İYİ Parti lideri, buna rağmen dışarıdan bir müdahaleyle yaratılacak çöküşün tehlikelerine şu sözlerle dikkat çekti:
“İran’daki rejime karşı olmak başka şeydir; İran’ın çöküşünü alkışlamak başka şeydir. İran’ın çöküşü, Türkiye’nin lehine bir tablo doğurmaz. Tam tersine bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükler. Irak’tan Filistin’e uzanan kırılgan hat daha da genişler… Yeni terör örgütleri ve ağları meydana gelir. Biz şunu söylüyoruz: İran rejimini sevmek zorunda değiliz. Ama İran’ın çöküşünün bölgeyi cehenneme çevireceğini görmek zorundayız. Devlet aklı budur.”
📍 Haber Politika Analizi: Dervişoğlu’nun bu çıkışı, Türk siyasetinde son yıllarda unutulmaya yüz tutan “rasyonel dış politika” geleneğinin bir hatırlatmasıdır. Sınır komşusunda yaşanacak bir otorite boşluğunun (tıpkı Irak ve Suriye örneklerinde olduğu gibi) milyonlarca yeni sığınmacı, sınır güvenliğinde zafiyet ve devasa ekonomik maliyetler anlamına geleceği açıktır. Dış politikayı mezhepsel veya ideolojik sempatilerle değil, coğrafyanın acı gerçekleriyle okumak, tam da liyakatli bir devlet yönetiminin asgari şartıdır.
“Savaş Dışarıda Başlar, Faturası Mutfakta Kesilir”
Konuşmasında, sınır ötesindeki yangının Türkiye’nin içindeki ekonomik yangını nasıl körüklediğine de değinen Dervişoğlu, iktidara sert sorular yöneltti. Hükümetin kriz anlarında “koordinasyon halindeyiz” şeklindeki yuvarlak cümlelerinin ardında stratejik bir boşluk yattığını savunan İYİ Parti lideri, somut acil eylem planlarının eksikliğini eleştirdi:
“Savaş dışarıda başlar; ama faturası içeride kesilir. Millet bunu pazarda, çiftçi tarlada, sanayici üretimde öder. Peki Türkiye bu tabloya ne kadar hazırlıklıdır? Türkiye’nin stratejik enerji güvenliği planı nerededir? Ham petrol stok politikası, gıda arzı için olağanüstü tedbir paketi nerededir? Devlet ciddiyeti, yuvarlak cümlelerle ölçülmez.”
Dervişoğlu, özellikle çiftçinin içinde bulunduğu 1 trilyon 300 milyar liralık borç sarmalına dikkat çekerek, gıda ve enerji güvenliğinin artık birer “milli güvenlik meselesi” olduğunu, hamasetle değil, somut destek programlarıyla korunabileceğini vurguladı.
Azerbaycan Vurgusu: “Kardeşliğimize Nifak Sokanları Biliyoruz”
Dervişoğlu’nun konuşmasındaki bir diğer kritik başlık ise Türkiye-Azerbaycan ilişkileriydi. Son dönemde iki ülke arasına nifak sokmaya çalışan odakların olduğunu belirten Dervişoğlu, bu girişimin amacının Türkiye’yi Kafkasya’dan koparıp Ortadoğu bataklığına hapsetmek olduğunu söyledi. “Bir yandan ‘İsrail tehlikesi’ diyerek bu millete yeni bir sözde çözüm sürecini yutturmaya kalkıyorlar, öte yandan Azerbaycan’la Türkiye’nin arasına nifak tohumları ekiyorlar” diyen Dervişoğlu, Türk dünyasıyla dayanışmanın dönemsel bir heves değil, jeopolitik bir zaruret olduğunun altını çizdi.
